| dc.description.abstract |
İnsan hakları evrilmiş ve 21. yüzyılda kuşak hakları çerçevesinde daha geniş bir perspektifte incelenmeye başlanmıştır. Bu araştırmanın problemi, insan haklarının birinci (siyasal ve medeni), ikinci (ekonomik, sosyal, kültürel) ve üçüncü kuşak (kolektif/dayanışma) haklar bağlamında geçirdiği dönüşümün kent yaşamındaki vatandaşlar tarafından nasıl algılandığını ve bu algının idari mekanizmalara duyulan güvenle ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini Şanlıurfa ilinin merkez ilçeleri olan Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü'de ikamet eden bireyler oluşturmuş; Veriler, tabakalandırılmış kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 481 katılımcıdan elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak; "devletin sağlaması gereken haklar", "ayrımcılığa uğramama", "çevre ve şiddetten korunma" ile "çalışma hayatı ve sendikal haklar" olmak üzere dört alt boyuttan oluşan "Kuşak Hakları Bağlamında İnsan Hakları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel çözümlemesinde betimsel analizlerin yanı sıra t-testi, ANOVA ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda şu temel bulgulara ulaşılmıştır: İlk olarak, katılımcıların insan haklarına ilişkin teorik bilgileri yüksek olmasına rağmen, ihlal durumunda yetkili makamlara başvuru eğilimlerinin düşük kaldığı ve kurumsal denetim mekanizmalarına karşı pragmatik bir "rasyonel kayıtsızlık" geliştirildiği saptanmıştır. İkinci olarak; yaş, eğitim ve gelir düzeyi gibi değişkenlerin hak algısında anlamlı bir farklılık yaratmadığı görülerek sorunun sınıfsal değil sistemsel olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, örneklemin %84,4 oranında lisans ve lisansüstü mezunu bireylerden oluşması nedeniyle bulgular Şanlıurfa genel nüfusunu değil, yüksek eğitimli ve modern kent yaşamına entegre olmuş kesimin algı ve tutumlarını temsil etmektedir. Buna karşılık meslek ve cinsiyet değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuş; iş güvencesine sahip kamu personelinin özel sektör çalışanlarına göre, erkeklerin ise kadınlara göre hak algılarının ve idari sisteme inançlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak, toplumda en çok ihlale uğrayan alanın "kadın hakları" olduğu ve gelecek nesillerin haklarının korunmasına yönelik alınan önlemlerin yetersiz bulunarak üçüncü kuşak dayanışma haklarına yönelik toplumsal bir gelecek kaygısı taşındığı belirlenmiştir. Ulaşılan temel sonuç, kentsel ölçekte insan hakları ihlallerine karşı kurumsal güvenin zedelendiği ve hak arama kültürünün eylemsizliğe dönüştüğüdür. Bu araştırma, insan hakları literatüründeki soyut kuramsal tartışmaları taşra ölçeğindeki saha verileriyle test ederek; yerel düzeyde katılımcı kentsel yönetişimin, şeffaf idari süreçlerin ve hak temelli politikaların geliştirilmesine yönelik katkı sunmaktadır. |
en_US |