Abstract:
Yara iyileşmesi, hemostaz, inflamasyon, proliferasyon ve yeniden onarım (remodeling) olarak adlandırılan dört temel fazdan oluşan karmaşık fizyolojik bir süreçtir. Yara iyileşmesinde 4 fazdan herhangi birinin normalden daha uzun sürmesi yarayı kronik hale getirmektedir.Kronik yaralar ağır maliyetlere, enfeksiyonun ilerlemesiyle septisemiye, ekstremitelerin amputasyonuna, beslenmenin bozulmasına ve hatta ölüme sebebiyet verebilmektedir. Kronik yaralar ile ilgili bu yükler göz önüne alındığında, etkili, düşük maliyetli ve alternatif tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulduğu için bu konu oldukça önem arz etmektedir. Asprosin hormonu, ilk olarak 2016’da yapılan bir çalışmada Romere vd. (2016) tarafından keşfedilmiştir. Mevcut çalışmalarda çeşitli alanlarda olumlu etkileri görülen Asprosin hormonunun deri yaralarında iyileşme üzerine etkilerinin incelendiği çalışmaya rastlanılmamıştır. Güncel bir hormon olan Asprosin’in deneysel tam katlı deri yaraları üzerindeki etkinliğinin klinik, histopatolojik ve moleküler düzeyde incelenerek ortaya konması, 7. ve 14. günlerdeki iyileşme hızına etkisinin belirlenmesi ve bu bağlamda literatüre katkı sağlanması amaçlandı. Çalışmada, 40 adet rat Asprosin grubu ve kontrol grubu (serum fizyolojik) olarak rastgele iki ana gruba ayrıldı. Her grup, 7. ve 14. günlerde onar rat sakrifiye edilecek şekilde alt gruplara ayrıldı. Ratların sırt median hattının her iki yanında 0,5 cm çaplı punch biyopsi ile iki adet tam katlı açık deri yarası oluşturuldu. Postoperatif dönemde, Asprosin grubundaki hayvanlara lokal olarak her gün 200 ng/ml yoğunluğunda Asprosin hormonu, kontrol grubuna ise serum fizyolojik uygulandı. 7. ve 14. günlerde ötenazi edilen ratların yara alanı ölçüldükten sonra yara bölgelerinden sağlam deri kısımlarını da içeren deri ve kan örnekleri biyokimyasal parametrelerin, oksidatif stres analizi, histopatolojik, immunohistokimyasal, ELISA (IL-1, IL-6, IL-10) ve moleküler analizler (qPCR (Kantitatif Polimeraz Zincir Reaksiyon)) (TNFα (Tümör Nekrosiz Faktör), BCL-2 (B-cell lymphoma gene-2) ve BAX (Bcl-2-associated X protein)) için alındı. Klinik olarak Asprosin uygulanan yaraların daha hızlı kapandığı görüldü. Histopatolojik değerlendirmelerde Asprosin grubunda fibroblast proliferasyonu ve vaskülarizasyonun daha yüksek olduğu tespit edildi. Bunun yanı sıra, 7. günde IL-6 ve IL-10 düzeylerinin Asprosin grubunda kontrol grubuna kıyasla daha düşük olduğu belirlendi. Yedinci günde VEGF ekspresyonunun kontrol grubunda Asprosin grubuna kıyasla daha yüksek olduğu belirlendi. Moleküler analizler sonucunda gruplar arası bir farklılık saptanmadı. Sonuç olarak Asprosin, hormonunun inflamatuar sitokin salınımı düzenleyerek inflamasyonu sınırladığı ve bu çalışmayla Asprosin hormonunun, yara iyileşmesine olumlu katkıları olduğu ve yaralarda güvenilir bir şekilde kullanılabileceği ortaya konmuştur.