Abstract:
Tarafımızca hazırlanan bu çalışmada, amellerin kabulünü doğrudan etkileyen bir kalp hastalığı olan riyâ kavramı, çok yönlü olarak incelenmiştir. İlk olarak bu çalışmanın ana konusunu oluşturan riyâ sözcüğünün kökeni, sözlük ve terim anlamı belirlenmiştir. Bu tanım üzerinden riyâ sözcüğü İhlâs’ın zıddı olarak konumlandırılmıştır. Riyâ’nın İslâm, ibadet ve amel açısından tehlikesi incelenmiş buna mukabil olarak Kur’ân ile hadislerde riyânın, amelleri ateşin odunu yakması gibi hükümsüz kıldığı vurgulanmıştır. Riyâ’nın inanç sistematiğindeki yeri, nifak ile olan yakınlığı ve özellikle şirk-i hafî olarak nitelendirilmesiyle ortaya konmuştur. Bu konuya ek olarak çalışmamızda bu kavramların yanı sıra ucb, kibir, tevâzu ve hırs gibi riyâ ile ilintili temel kavramları da tahlil ederek riyânın yalnız bir eylem değil kökü derinlerde olan bir mânevî hastalık olduğu sonucuna varılmıştır. Riyâ’nın uygulama alanları incelenirken aynı zamanda imanda riyâ tehlikesinden başlayarak ibadetlerin tamamında riyânın nasıl ortaya çıktığı detaylandırılmıştır. Yapılış şekline göre yapılan sınıflandırma gösterişin hayatın her alanına sızma potansiyelini gözler önüne sermiştir. Çalışmamızın önemli bir bölümünde riyâya neden olan kötü ahlaklar üzerinde durulmuştur. Riyâset, tefâhur, haset, idlâl ve tahakküm gibi ameli insanlardan menfaat ve övgü devşirme aracına dönüştürdüğü tespit edilmiştir. Bu konu üzerine Muhâsibî’nin riyâ analizleri ve Gazzâlî’nin bu hastalıkların tehlikelerine dair yorumları detaylıca incelenmiş ve riyâdan sakınma yolları ve tedavileri ele alınmıştır. İmam Gazzâlî’nin önerdiği mârifet (bilgi), kerâhet ve ibâ/i’râz olmak üzere üç aşamalı tedavi yöntemi riyâ ile mücadelede başarı için bu üç unsurun bir arada var olmasının zaruriliğine işaret edilmiştir. Tedavinin kalpten halk sevgisini tamamen çıkarmak ve ibadeti bitirdikten sonra oluşan gizli riyâyı dahi defetmekle mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bunlara ek olarak şeytanın vesvesesi ile nefsin temâyülü arasındaki denge incelenmiştir. Bu çalışma neticesinde riyânın mânevî hayat için oluşturduğu i tehlike gözler önüne serilmiş ve müminler için ihlasın korunması ve nefsin sürekli terbiye edilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.