Özet:
Bu çalışma, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu Yargıtay içtihatları ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, söz konusu suçun hukuki niteliği, unsurları, teşebbüs ve gönüllü vazgeçme gibi kurumlarla ilişkisi ayrıntılı biçimde ele alınmış; ayrıca suç tipinin bireysel ve kolektif sendikal hakları koruma yönünden sahip olduğu iki katmanlı yapı ortaya konulmuştur. İnceleme kapsamında, suçun birinci fıkrasında düzenlenen sendika üyeliğine zorlama veya engelleme fiilleri ile ikinci fıkrada yer alan sendikal faaliyetlerin engellenmesi suçları sistematik biçimde değerlendirilmiş; bu iki düzenleme arasındaki yapısal ve fonksiyonel farklar analiz edilmiştir. Özellikle teşebbüs hükümlerinin uygulanabilirliği, gönüllü vazgeçme kurumu ve suçun icra hareketlerinin bölünebilirliği konuları doktrin ve uygulama ışığında tartışılmıştır. Yargıtay kararlarının incelenmesi neticesinde, uygulamada en önemli sorun alanlarının failin belirlenmesi, kastın tespiti ve delil standardının belirlenmesi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak, işten çıkarma yoluyla sendikal baskı, mobbing ve görev değişikliği gibi dolaylı engelleme yöntemlerinin giderek yaygınlaştığı; ancak bu tür eylemlerin ispatının güçlüğü nedeniyle ceza yaptırımı ile karşılık bulmasının sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, kamu yönetimi bağlamında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi olgusu ele alınmış; bürokratik kültür, yönetici davranışları ve insan kaynakları uygulamalarının sendikal özgürlük üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, sendikal hakların cezai korunmasının önemli olmakla birlikte tek başına yeterli olmadığını; bu alanda normatif açıklığın artırılması, içtihat birliğinin sağlanması ve kurumsal farkındalığın geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.