Abstract:
Kardiyovasküler hastalıklar, küresel morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenleri arasında yer almasına rağmen, özellikle koroner arter hastalığının erken teşhisi hâlen karşılanmamış kritik bir klinik ihtiyaçtır. Mevcut moleküler testlerin sınırlı spesifikasyonu ve maliyet etkinliği, yeni biyobelirteçlerin keşfini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, metabolomik analizler aracılığıyla kardiyak hasara ilişkin metabolik göstergeleri belirlemeyi ve erken tanıya yönelik yenilikçi biyobelirteç adaylarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Metabolomik, fenotipik değişiklikleri yansıtan metabolit profillerinin sistematik analizine dayanarak, kardiyak metabolizmadaki bozuklukların dinamik bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanır. Çalışmamızda, koroner arter bypass cerrahisi uygulanan 40 hastadan alınan preoperatif plazma ve intraoperatif perikardiyal sıvı örnekleri, 40 sağlıklı bireyin plazma örnekleri ile karşılaştırıldı. Amino asit, organik asit, karnitin ve açilkarnitin profilleri, LC-MS/MS ile analiz edilerek SPSS ve MetaboAnalyst 5.0 ile istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular, hasta grubunda amino asit metabolizmasında belirgin değişiklikler olduğunu gösterdi: Ornitin, triptofan, serin ve aspartik asit düzeyleri plazmada kontrollere göre anlamlı artış gösterirken, perikardiyal sıvıda bu artış daha belirgindi. Karnitin metabolizmasında ise serbest karnitin (C0) ve orta zincirli açilkarnitinler (C6, C8) hasta plazmasında yükselmiş, perikardiyal sıvıda ise lokalize bir metabolik stres işareti olarak dikkat çekici seviyelere ulaşmıştır. Organik asit profillerinde, 3-hidroksipropiyonik asit (3-HP), laktik asit ve piroglutamik asit gibi 10 metabolitin hasta gruplarında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Perikardiyal sıvı, özellikle 3-HP ve 3-hidroksibütirik asit (3-HB) gibi metabolitler açısından kardiyak dokuya özgü bir metabolik ortamı yansıttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, perikardiyal sıvının kardiyovasküler metabolik bozuklukların değerlendirilmesinde plazmadan daha spesifik bilgi sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Tespit edilen metabolitler, protein katabolizması, enerji metabolizması disfonksiyonu ve oksidatif stres ile ilişkili patofizyolojik süreçlere ışık tutarak, KAH'nın erken teşhisi ve prognoz tahmini için yenilikçi biyobelirteç adayları sunmaktadır. Ayrıca metabolomik tabanlı yaklaşımların klinik translasyon potansiyelini vurgulamakta ve kişiselleştirilmiş kardiyoloji stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini önermektedir.