Abstract:
Taş ocakları, yer kabuğunda bulunan kayaçların (mermer, kireçtaşı gibi) çıkarıldığı açık işletme alanlarıdır. İnşaat, yol yapımı, baraj, köprü gibi altyapı projelerinde kullanılacak olan taş, mıcır ve agregayı üretmek aynı zamanda dekoratif olarak (mermer ve traverten vb.) kullanmak amacıyla çıkarılmaktadır. Taş ocakları kontrolsüz işletildiğinde; hava, su, toprak kirliliği ve bitkiye zararı ile gürültü ve titreşim sorunlarının yanı sıra ciddi çevresel tahribata yol açmaktadır. Bu amaçla; Şanlıurfa İli, Bozova İlçesi, Küçüktülmen Mahallesindeki tarım topraklarına ve Antep fıstığına yakın olarak işletilen taş ocağının etkilerini araştırmak için bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında taş ocağına farklı mesafelerden toplam 30 adet yüzey (0–30 cm) toprak örneği ve 30 adet Antep fıstığı yaprak örneği toplanmıştır. Toprak örneklerinde fizikokimyasal özellikler incelenmiş; ortalama kil oranı %47.16, silt oranı %23.57, kum oranı %29.13 olarak belirlenmiştir. Topraklar hafif alkali karakterde (pH: 7.79) ve düşük elektriksel iletkenliğe (EC: 438 µS/cm) sahiptir. Kireç içeriği (CaCO₃ (%)) %3.88 ile %24.25 arasında değişmekte olup, Bozova İlçesinin hâkim rüzgâr yönü kuzeybatı olduğundan bu yönden esen rüzgarların etkisiyle taş ocağından yayılan CaCO₃ partiküllerinin güneydoğu yönlerinde birikim gösterdiği tespit edilmiştir. Jeoistatistiksel analizler ile bu bulgu, mekânsal dağılım olarak haritalandırılmıştır. Spektroradyometrik yöntemlerle yapılan tahminlerde CaCO₃ için yüksek doğruluk (R² = 0.90) elde edilmiştir. Bitki örneklerinde yapraklardaki sodyum (Na) ve potasyum (K) içerikleri analiz edilmiştir. Ortalama Na içeriği 0.32 ppm, K içeriği ise 6653 ppm olarak belirlenmiştir. Korelasyon analizleri sonucunda, taş ocağına olan mesafe ile Na içeriği arasında negatif ilişki (r=-0.34) gözlenmiş; bu durum taş ocağına yakın ağaçlarda Na birikiminin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Buna karşılık, K içeriği ile mesafe arasında pozitif ilişki (r=0.46) saptanmış olup, taş ocağından uzaklaştıkça yapraklardaki K düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. SPAD değerleri ile NDVI arasında en güçlü pozitif ilişki (r = 0.71) bulunmuş, SPAD değerleri arttıkça bitki örtüsü yoğunluğunu temsil eden NDVI değerlerinin de arttığını göstermektedir. SPAD değerleri ile potasyum (K) arasında güçlü pozitif ilişki (r = 0.62) gözlenmiş, potasyumun bitki sağlığına katkısı vurgulanmıştır. Spektral veriler kullanılarak geliştirilen kısmi en küçük kareler regresyon (PLSR) modelleri ile Na tahmininde düşük doğruluk (R² = 0.19) elde edilmiştir. Co-Kriging analizlerinde SPAD değerinin yardımcı değişken olarak kullanılması, özellikle Na içeriğinin mekânsal tahmininde belirgin bir iyileşme sağlamıştır. Sonuç olarak, tarım alanlarına yakın konumda bulunan taş ocaklarının uzun vadede toprak kalitesini ve bitki sağlığını olumsuz etkileyerek ürün verimini düşürdüğü, çiftçi gelirini azalttığı ve çevresel sürdürülebilirliği tehdit ettiği ortaya konmuştur.