Özet:
Bu çalışma, Konya Bölümü’nde (Konya, Karaman, Aksaray) 1990–2023 dönemine ait sıcaklık ve yağış verilerini kullanarak bölgedeki iklim eğilimlerini, kuraklık koşullarını ve çevresel etkileri çok yönlü bir yaklaşımla incelemektedir. Uzun dönemli iklim serilerinde eğilimlerin yönü ve anlamlılığı Mann–Kendall testi ile belirlenmiş, eğilimlerin büyüklüğü Sen’s Slope yöntemiyle hesaplanmıştır. Ayrıca Pettitt testi kullanılarak zaman serilerinde rejim kırılmaları ve ani değişim noktaları tespit edilmiştir. Meteorolojik kuraklığın yersel ve zamansal özelliklerini analiz etmek amacıyla SPI-12 indeksi uygulanmış; sonuçlar, Konya Bölümü’nde kuraklık periyotlarının hem yoğunluk hem de süre bakımından belirgin şekilde arttığını göstermiştir. Thornthwaite su bilançosu sonuçları, bölgenin artan PET değerlerine karşılık düşen yağış miktarları nedeniyle giderek daha belirgin su açığı yaşadığını ortaya koymaktadır. CBS tabanlı mekânsal analizler ise sıcaklık artışı ve yağış azalışının bölge genelinde homojen dağılmadığını; özellikle tarımsal üretim alanları, kapalı havza yapısı ve yoğun yer altı suyu kullanımının olduğu sahalarda eğilimlerin daha belirginleştiğini göstermektedir. Çalışmanın çevresel planlama boyutunda, 2014–2023 dönemine ait ÇED raporları incelenmiş ve projelerde iklim değişikliğinin çoğunlukla ikincil bir parametre olarak ele alındığı görülmüştür. Sıcaklık artışı, kuraklık, su stresi ve ekosistem hassasiyeti gibi kritik göstergelerin çoğu ÇED süreçlerine yeterince entegre edilmemektedir. Bu durum, Konya Bölümü gibi iklim kırılganlığı yüksek bir bölgede ÇED uygulamalarının iklim duyarlı hale getirilmesinin zorunlu olduğunu göstermekte; özellikle su kaynakları yönetimi, tarımsal yatırımlar, enerji projeleri ve arazi kullanım kararlarında iklim verilerinin doğrudan dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, Konya Bölümü’nde sıcaklıkların genel olarak arttığını, yağışların ise mevsimsel düzensizliklerle birlikte azaldığını; kuraklık koşullarının sıklaştığını ve bölgenin hidrolojik dengesinin zayıfladığını göstermektedir. Bu bulgular su yönetimi, tarımsal sürdürülebilirlik, yer altı suyu seviyeleri, obruk oluşumları ve ekosistem yapısı üzerinde önemli çevresel etkiler doğurmaktadır. Çalışma, bölgesel iklim eğilimlerinin çevresel planlama ve ÇED süreçleriyle bütünleştirilmesine yönelik bilimsel bir temel sunmakta olup Konya Bölümü için stratejik bir kaynak niteliğindedir.