Özet:
Cengiz Han, Orta Asya bozkırlarında iç içe geçmiş olan Türk-Moğol kültürünün askeri, idari, hukuki ve iktisadi sistemini kendi düşünceleri ile sentezleyerek güçlü bir devlet kurmuştur. Onun ardılları da bu sistemi devam ettirerek devleti daha büyük hale getirmişlerdir. Geniş sınırlara hükmetmenin bir neticesi olarak devlet zaman içerisinde dört kola ayrılmıştır. Moğolların, Suriye’yi alarak Akdeniz’e ve Mısır’a ulaşma arzusu ister istemez onları Memlûklar ile karşı karşıya getirmiştir. İşte bu süreçte Memlûklu müellifler, Moğolları daha yakından görüp tanıma fırsatı elde etmişlerdir. Moğol tarihi hakkında bize bilgi veren çalışmalar genellikle Çin, Uygur, Arap ve dönemin İran kaynaklarıdır. Her toplumun Moğollarla ilişkileri farklı olduğu için doğal olarak Moğollara bakış açıları da farklı olmuştur. Bununla birlikte Memlûklar dönemi Arap yazılı kültürünün en zirve olduğu dönemdir. Dolayısıyla bu dönem eserlerinde Moğolların idari, hukuki, diplomatik, iktisadi, dini ve sosyal yönlerine ışık tutacak kıymetli bilgilerin bulunması mümkündür. Özellikle Memlûklu Devleti ile siyasi ve ticari ilişkileri olan İlhanlı ve Altın Orda devletleri ile ilgi bilgiler daha fazladır. Memlûklu Devleti’nin Çağatay ve Kubilay Hanlıkları ile münasebetleri İlhanlı ve Altın Orda’ya nazaran kaynaklara seyrek yansıdığı için doğal olarak dönemin müellifleri de bu hanlıklar hakkında detaylı malumatlar vermemişlerdir.