<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/8">
<title>Enstitüler</title>
<link>http://hdl.handle.net/11513/8</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4620"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4619"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4618"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4617"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-10-11T19:21:29Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4620">
<title>KURAKLIK STRESİNİN, ZYMOSEPTORİATRİTİCİ VE BUĞDAY BİTKİSİNİN BİYOKİMYASALÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11513/4620</link>
<description>KURAKLIK STRESİNİN, ZYMOSEPTORİATRİTİCİ VE BUĞDAY BİTKİSİNİN BİYOKİMYASALÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ
KILINÇ, NEVZAT
Bu araştırma, 2022-2026 yılları arasında Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Laboratuvarlarında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak buğday septoria leke hastalığı [Zymoseptoria tritici (Desm. Quaedvlieg &amp;Crous)] fungusuna ait virülensliği yüksek 1 adet izolat (CU112StK239), farklı konsantrasyonlarda PEG400 (0,25-, 0,5-, 1-, 1,5- ve 2 mol L-1, sırasıyla-0,52,-0,61,-0,74,-0,83 ve-1,02 MPa’ya karşılık gelir) ile simüle edilen in vitro kuraklık koşullarında Z. tritici izolatının tepkisini ölçmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, fungus çimlenmesi, miselyal gelişimi, protein, prolin, melanin, malondialdehit (MDA), hidrojen peroksit (H2O2), toplam trigliserid ve toplam glikoz içerikleri ile inorganik elementler (Fe, Cl, K, Na, P) dahil olmak üzere çeşitli parametreler analiz edilmiştir. Metabolik açıdan, tipik olarak fungus virülensi ile ilişkilendirilen proteaz ve lakkaz gibi enzimler de ölçülmüştür. Kuraklık stresinin artmasıyla birlikte çimlenme ve miselyal gelişimde azalan bir eğilim görülmüştür. Kuraklık stresi altında patojen, daha düşük protein seviyeleri ve daha yüksek prolin, melanin, MDA, H2O2 ve diğer metabolitlerde yüksek seviyeler sergilemiştir. Ayrıca, kuraklık stresi ile inorganik element içeriği arasında negatif korelasyon tesğit edilmiştir. Ölçülen parametrelerin korelasyon analizi, kuraklık değerlerinin prolin, melanin, proteaz, H2O2 ve lakkaz ile negatif korelasyon gösterirken, protein ile pozitif korelasyon gösterdiğini ortaya koymuştur. Fungusun, virülenslikle karakterize edilen stres metabolitlerini ve enzimleri sentezlerken proteinlerini parçalayarak kuraklık stresine dayanabildiği sonucuna varılmıştır. Bu bulgulara dayanarak, fungusun buğday yetiştiriciliğinde orta ila yüksek kuraklık koşulları altında ciddi bir patojen olarak hareket edebileceği gözlemlenmiştir. Kuraklık ve kuraklık+patojen ikili stresi altında bitkide meydana gelen biyokimyasal değişimler belirlenmiştir. Çalışmada 3 adet buğday çeşidi (İkbal, Cendere ve Yakamoz) saksı ortamlarında farklı kuraklık değerlerine (tarla kapasitesi üzerinden; %100, %75, %50, %25 sulama) maruz bırakılarak tesadüf blokları bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Kontrol grubu olarak tarla kapasitesi (%100) değeri kabul edilmiştir. Patojenin bitkilere inokulasyonu ve farklı kuraklık değerlerine maruz bırakıldıktan sonra bitkide incelenen parametreler; AUDPC indeksi, protein, prolin, toplam klorfil H2O2, (MDA) aktivitesi, antioksidant enzim ekstraksiyonu (askorbat peroksidaz, peroksidaz, katalaz), toplam glukoz, miktarındaki değişimler belirlenmiştir. Kuraklık+patojen stresine maruz kalan buğday genotiplerindeki klorofil, protein, toplam glukoz miktarlarındaki azalma incelendiğinde, sadece kuraklığa maruz kalan guruplara göre daha fazla azalma olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca sadece kuraklığa tabi tutulan buğday genotiplerinde bulunan MDA,hidrojen peroksit, peroksidaz, askorbat peroksidaz, katalaz ve prolin miktarında artış görülürken, kuraklık+ptojen stresi altına bu metabolitlerin miktarında azalma olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmada, buğday bitkisinin, kuraklık+patojen stresi altında, seçili primer metabolitlerin relatif bollukları yüksek performanslı gaz kromatografi-kütle spektrometresi (GCMS) ile belirlenmiş ve imetabolomik veriler çeşitli istatistiksel ve biyoinformatik yöntemlerle analiz edilmiştir. Ana Bileşen Analizi (PCA) ve hiyerarşik kümeleme sonuçları, deneysel gruplar arasında belirgin ayrışmalar olduğunu göstermiştir. Zenginleştirme analizi bulguları, özellikle enerji metabolizması (TCA döngüsü, pirüvat metabolizması), amino asit metabolizması (alanin, aspartat, glutamat, arjinin, prolin) ve karbohidrat metabolizmasında (nişasta, sakkaroz, galaktoz) anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Ağ analizleri ise metabolitlerin tek başına değil, birbirleriyle ilişkili olarak biyokimyasal süreçlerde kritik düğüm noktaları oluşturduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, deneysel koşulların hücresel metabolizmayı çok yönlü etkilediğini ve biyokimyasal süreçlerde sistematik bir yeniden yapılanmaya yol açtığını düşündürmektedir. Elde edilen veriler ışığında kuraklık, patojen ve bitki arasındaki biyokimyasal mekanizma ortaya çıkarılmış ve ileride patojen virülensliği ve kuraklığa karşı geliştirilecek bitkiler için önemli veriler elde edilmiştir.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4619">
<title>5. SEVİYE LİDERLİĞİNİN OKULLARDAUYGULANABİLİRLİĞİNEİLİŞKİN OKULYÖNETİCİLERİNİNGÖRÜŞLERİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11513/4619</link>
<description>5. SEVİYE LİDERLİĞİNİN OKULLARDAUYGULANABİLİRLİĞİNEİLİŞKİN OKULYÖNETİCİLERİNİNGÖRÜŞLERİ
BOZBAL, MERVE
Günümüzde eğitim örgütlerinde etkili liderlik, okulun etkililiği, öğretmen performansı ve öğrenci başarısı açısından kritik bir unsur olarak görülmektedir. Bu bağlamda, son yıllarda dikkat çeken yaklaşımlardan biri olan 5. seviye liderlik, kişisel tevazu ile profesyonel iradenin birleşimini temel alan bir liderlik anlayışı olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin 5. seviye liderliğin eğitim örgütlerinde uygulanabilirliğine ilişkin görüşlerini belirlemek ve bu doğrultuda eğitim ortamlarına yönelik bir model önerisi geliştirmektir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Şanlıurfa ili Karaköprü ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Bu araştırmada, okul yöneticilerinin 5. seviye liderliğin eğitim örgütlerinde uygulanabilirliğine ilişkin görüşlerini farklı bakış açılarıyla ortaya koyabilmek amacıyla amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Veriler, yüzyüze ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sürecinde veriler kodlanmış, benzer kodlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuş ve bulgular bu temalar doğrultusunda yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, okul yöneticilerinin 5. seviye liderlik yaklaşımını genel olarak olumlu değerlendirdiklerini ve özellikle tevazu ile profesyonel irade boyutlarının eğitim ortamlarında önemli olduğunu düşündüklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte, bu liderlik anlayışının uygulanmasında örgütsel yapı, mevcut yönetim anlayışı ve bireysel farklılıklardan kaynaklanan çeşitli engellerin bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, 5. seviye liderlik özelliklerinin geliştirilmesine yönelik olarak yöneticilere dönük eğitim programlarına ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak 5. seviye liderliğin eğitim örgütlerinde uygulanabilir bir liderlik yaklaşımı olduğu; ancak bu yaklaşımın etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi için yapısal düzenlemeler ile hizmet içi eğitim faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiği söylenebilir. Araştırma sonuçları, özellikle okul yöneticilerinin liderlik anlayışlarında tevazu, profesyonel irade, etik yaklaşım ve sürdürülebilir başarı odaklı bir yönetim anlayışının önemini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, 5. seviye liderlik yaklaşımının okul yöneticilerinin yetiştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik programlarda dikkate alınmasının, eğitim örgütlerinde daha etkili, iş birliğine dayalı ve gelişim odaklı bir yönetim kültürünün oluşmasına katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4618">
<title>SALDIRI TESPİT SİSTEMİ İÇİN VERİ KÜMESİ BİRLEŞTİRME İLE TOPLULUK MAKİNE ÖĞRENMESİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11513/4618</link>
<description>SALDIRI TESPİT SİSTEMİ İÇİN VERİ KÜMESİ BİRLEŞTİRME İLE TOPLULUK MAKİNE ÖĞRENMESİ
ELHASAN, MUHAMMED
Saldırı Tespit Sistemlerini (Intrusion Detection Systems – IDS) destekleyen makine öğrenmesi algoritmaları; yüksek boyutlu veri, ciddi sınıf dengesizliği ve tek veri kümesine dayalı değerlendirmelerden kaynaklanan sınırlı genellenebilirlik gibi temel zorluklarla karşı karşıyadır. Bu tez, söz konusu zorlukları ele almak amacıyla topluluk öğrenmesine dayalı, çoklu veri kümesi kullanan bir saldırı tespit çerçevesi önermektedir. Bu kapsamda, yaygın olarak kullanılan üç IDS veri kümesi olan CICIDS2017, CICIDS2018 ve UNSW-NB15 ön işleme tabi tutulmuş, saldırı etiketleri birleştirilmiş ve %89,1 normal trafik ile %10,9 saldırı trafiği içeren 10.799.503 ağ akışından oluşan tek bir ikili sınıflandırma veri kümesinde birleştirilmiştir. Veri kümeleri arasında adil bir karşılaştırma yapılabilmesi ve veri kümesine özgü özelliklerin etkisinin azaltılması amacıyla yalnızca tüm veri kümelerinde ortak bulunan beş akış düzeyli özellik kullanılmıştır: Süre (Duration), Kaynak Bayt Sayısı (Source Bytes), Hedef Bayt Sayısı (Destination Bytes), Kaynak Paket Sayısı (Source Packets) ve Hedef Paket Sayısı (Destination Packets). Toplam on bir sınıflandırıcı aynı deneysel koşullar altında üç grupta değerlendirilmiştir: temel modeller (Gaussian Naive Bayes, K-En Yakın Komşu, Doğrusal SVM, Karar Ağacı ve Lojistik Regresyon), bagging tabanlı topluluk modelleri (Random Forest, Bagging ve Extra Trees) ve boosting tabanlı topluluk modelleri (AdaBoost, Gradient Boosting ve XGBoost). Tüm modeller %80/%20 tabakalı eğitim-test bölünmesiyle değerlendirilmiştir. Sonuçlar, ağaç tabanlı ve topluluk öğrenmesi yöntemlerinin doğrusal ve olasılıksal temel modellere göre belirgin biçimde daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bagging algoritması %99,21 doğruluk, %96,38 F1-skoru ve %99,91 ROC-AUC değeri ile en yüksek genel performansı elde etmiştir. En yüksek kesinlik değeri (%97,68) XGBoost tarafından, en yüksek duyarlılık değeri (%98,65) ise Random Forest tarafından elde edilmiştir. Bununla birlikte, tek bir Karar Ağacı ve K-En Yakın Komşu modeli de en başarılı topluluk yöntemine oldukça yakın sonuçlar vermiştir. Bu durum, seçilen beş özellikli gösterimde topluluk öğrenmesinin sağladığı performans artışının sınırlı olduğunu göstermektedir. Veri kümesi bazlı değerlendirmeler, temel öğrenici ablasyon çalışmaları, hesaplama maliyeti analizleri ve beş farklı rastgele tohum üzerinde gerçekleştirilen kararlılık analizleri, Bagging yönteminin başarısında varyans azaltımının temel etken olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, üç bağımsız veri kümesinden elde edilen küçük ancak ortak bir özellik kümesi kullanılarak etkili saldırı tespiti yapılabileceğini göstermekte ve araştırmacılar için yeniden üretilebilir çoklu veri kümesi tabanlı bir IDS çerçevesi sunmaktadır.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4617">
<title>GAP BÖLGESİ BİYOENERJİ TESİSLERİNİN İŞLETİMİ VE İŞLETME PROBLEMLERİNİN İNCELENMESİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11513/4617</link>
<description>GAP BÖLGESİ BİYOENERJİ TESİSLERİNİN İŞLETİMİ VE İŞLETME PROBLEMLERİNİN İNCELENMESİ
ALMOHAMMAD, ESRAA
Biyoenerji, sürdürülebilir kalkınma ve çevresel koruma açısından önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan biyoenerji tesislerinin işletim süreçlerini ve karşılaştıkları temel işletme problemlerini analiz etmektir . Çalışmada, mevcut tesislerin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen çeşitli teknik, yönetimsel ve ekonomik sorunların bulunduğu tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında, GAP Bölgesi’nde faaliyet gösteren 3 adet farklı biyoenerji tesislerine Babil Biyogaz Enerji Sistemleri (Şanlıurfa) ve Oğuzeli Biyogaz Enerji Santrali (Gaziantep) ve Askoç Enerji Tarım Hayvancılık Gıda A.Ş. (Diyarbakır) saha ziyaretleri gerçekleştirilmiş, tesislerin işletme süreçleri yerinde gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, mevcut literatür, resmi kurum raporları ve akademik çalışmalar incelenerek saha verileri desteklenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, tesislerin büyük bir kısmında atık yönetimi eksiklikleri, teknik personel yetersizliği ile bakım ve işletme süreçlerindeki düzensizliklerin yaygın olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, GAP Bölgesi’ndeki biyoenerji tesislerinin etkinliğinin artırılabilmesi için teknik eğitimlerin yaygınlaştırılması, altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu önerilerin, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
