<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Enstitüler</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11513/8" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/11513/8</id>
<updated>2026-08-11T08:06:24Z</updated>
<dc:date>2026-08-11T08:06:24Z</dc:date>
<entry>
<title>GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE BÜTÇE AÇIĞININ MAKROEKONOMİK DEĞİŞKENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE ÜZERİNE BİR İNCELEME (1960-2023)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11513/4513" rel="alternate"/>
<author>
<name>BAYRAM, ZEYNEP</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11513/4513</id>
<updated>2026-07-29T12:36:23Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE BÜTÇE AÇIĞININ MAKROEKONOMİK DEĞİŞKENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TÜRKİYE ÜZERİNE BİR İNCELEME (1960-2023)
BAYRAM, ZEYNEP
Gelişmekte olan ülkelerde bütçe açıkları, mali disiplinin sürdürülebilirliği ve makroekonomik istikrarın sağlanması açısından temel bir politika alanı oluşturmaktadır. Bütçe gelirleri ile bütçe harcamaları arasındaki dengesizlik bütçe açıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu bütçe açıkları ekonomik büyüme üzerinde çeşitli etkiler yaratabilir. Aynı zamanda enflasyon, faiz oranları ve döviz kuru gibi temel makroekonomik değişkenler de bu süreçten etkilenmektedir. Ancak söz konusu etkilerin yönü ve büyüklüğü ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Bu farklılaşmada ülkelerin yapısal özellikleri, uygulanan maliye politikaları ve ilgili dönemin ekonomik koşulları belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, bütçe açıklarının makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini gelişmekte olan ülkeler bağlamında Türkiye ekonomisi örneği üzerinden teorik ve ampirik olarak incelemektir. Çalışmada öncelikle bütçe açıklarına ilişkin kavramsal ve teorik çerçeve ele alınmış; klasik, Keynesyen, monetarist, kamusal tercihler teorisi ve anayasal iktisat, arz yönlü iktisadi yaklaşım ve Ricardocu denklik hipotezi doğrultusunda bütçe açıklarının makroekonomik etkilerine ilişkin teorik beklentilere yer verilmiştir. Ardından bütçe açıklarının nedenleri, finansman yöntemleri ve ekonomik etkileri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından ele alınmış, bütçe açıklarının makroekonomik değişkenler üzerindeki etki kanalları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ampirik bölümünde, Türkiye ekonomisine ait 1960-2023 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak bütçe açığının ekonomik büyüme, enflasyon, faiz oranı ve döviz kuru üzerindeki uzun ve kısa dönem etkileri ARDL analiz tekniği ile incelenmiştir. Uzun dönem bulguları, bütçe açığının ekonomik büyüme, enflasyon, faiz oranı ve döviz kuru üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Kısa dönem sonuçları, bütçe açığının enflasyon üzerinde doğrudan ve anlamlı bir etki yarattığını, faiz oranı üzerinde ise gecikmeli değerler aracılığıyla etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık, kısa dönemde bütçe açığının ekonomik büyüme ve döviz kuru üzerindeki etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Hata düzeltme modeli sonuçları, uzun dönem denge ilişkisinden sapmaların anlamlı ve her bir modelde farklı hızla giderildiğini göstermektedir. Bütçe açığı ile ele alınan makroekonomik değişkenler arasında istikrarlı bir uzun dönem ilişkisinin varlığına işaret etmektedir. Elde edilen bulgular, bütçe açıklarının makroekonomik etkilerinin tek yönlü ve homojen olmadığını, bu etkilerin dönemsel dinamikler, finansman yapısı ve ülkeye özgü yapısal faktörler çerçevesinde şekillendiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, bütçe açıklarının makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerinin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sürdürülebilir maliye politikalarının tasarımına yönelik çıkarımlar sunmaktadır. Bu kapsamda bütçe açıklarının uzun dönemde enflasyon, faiz oranı ve döviz kuru üzerinde artırıcı etkiler i yarattığı göz önünde bulundurularak mali disiplinin korunması ve para politikası ile uyumlu bir biçimde yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>BYPASS OPERASYONU GEÇİREN HASTALARDA PERİKARDİYAL SIVI VE KAN PLAZMASINDA METABOLİT PROFİLİNİN DEĞİŞİMİ</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11513/4512" rel="alternate"/>
<author>
<name>KOYUNCU, İSMAİL</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11513/4512</id>
<updated>2026-07-27T13:36:27Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">BYPASS OPERASYONU GEÇİREN HASTALARDA PERİKARDİYAL SIVI VE KAN PLAZMASINDA METABOLİT PROFİLİNİN DEĞİŞİMİ
KOYUNCU, İSMAİL
Kardiyovasküler hastalıklar, küresel morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenleri arasında yer almasına rağmen, özellikle koroner arter hastalığının erken teşhisi hâlen karşılanmamış kritik bir klinik ihtiyaçtır. Mevcut moleküler testlerin sınırlı spesifikasyonu ve maliyet etkinliği, yeni biyobelirteçlerin keşfini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, metabolomik analizler aracılığıyla kardiyak hasara ilişkin metabolik göstergeleri belirlemeyi ve erken tanıya yönelik yenilikçi biyobelirteç adaylarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Metabolomik, fenotipik değişiklikleri yansıtan metabolit profillerinin sistematik analizine dayanarak, kardiyak metabolizmadaki bozuklukların dinamik bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanır. Çalışmamızda, koroner arter bypass cerrahisi uygulanan 40 hastadan alınan preoperatif plazma ve intraoperatif perikardiyal sıvı örnekleri, 40 sağlıklı bireyin plazma örnekleri ile karşılaştırıldı. Amino asit, organik asit, karnitin ve açilkarnitin profilleri, LC-MS/MS ile analiz edilerek SPSS ve MetaboAnalyst 5.0 ile istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular, hasta grubunda amino asit metabolizmasında belirgin değişiklikler olduğunu gösterdi: Ornitin, triptofan, serin ve aspartik asit düzeyleri plazmada kontrollere göre anlamlı artış gösterirken, perikardiyal sıvıda bu artış daha belirgindi. Karnitin metabolizmasında ise serbest karnitin (C0) ve orta zincirli açilkarnitinler (C6, C8) hasta plazmasında yükselmiş, perikardiyal sıvıda ise lokalize bir metabolik stres işareti olarak dikkat çekici seviyelere ulaşmıştır. Organik asit profillerinde, 3-hidroksipropiyonik asit (3-HP), laktik asit ve piroglutamik asit gibi 10 metabolitin hasta gruplarında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Perikardiyal sıvı, özellikle 3-HP ve 3-hidroksibütirik asit (3-HB) gibi metabolitler açısından kardiyak dokuya özgü bir metabolik ortamı yansıttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, perikardiyal sıvının kardiyovasküler metabolik bozuklukların değerlendirilmesinde plazmadan daha spesifik bilgi sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Tespit edilen metabolitler, protein katabolizması, enerji metabolizması disfonksiyonu ve oksidatif stres ile ilişkili patofizyolojik süreçlere ışık tutarak, KAH'nın erken teşhisi ve prognoz tahmini için yenilikçi biyobelirteç adayları sunmaktadır. Ayrıca metabolomik tabanlı yaklaşımların klinik translasyon potansiyelini vurgulamakta ve kişiselleştirilmiş kardiyoloji stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini önermektedir.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>BOZOVA-YAYLAK OVASINDA SULU TARIM İŞLETMELERİNİN EKONOMİK ANALİZİ</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11513/4511" rel="alternate"/>
<author>
<name>Yılmaz, Zeliha</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11513/4511</id>
<updated>2026-07-24T05:41:14Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">BOZOVA-YAYLAK OVASINDA SULU TARIM İŞLETMELERİNİN EKONOMİK ANALİZİ
Yılmaz, Zeliha
Bu çalışmanın amacı; GAP kapsamında yer alan Bozova-Yaylak Ovası’nda tarımsal üretimde kullanılan suyun ekonomik değerinin belirlenmesi ve araştırma alanındaki su fiyatlandırması, su işletmeciliği, sulama ile ilgili yaşanan sorunların tespit edilmesidir. Bozova Yaylak Ovası’nın çalışma alanı olarak seçilmesinin temel gerekçesi, sulama faaliyetlerinin yaygın olarak uygulandığı ve farklı ürünlerin tarımsal üretiminin gerçekleştirildiği alanlardan biri olmasıdır. Araştırmanın ana materyalini Yaylak ovası sulama alanı içinde yer alan 38 yerleşim yerinde yapılan anket çalışmasıyla elde edilen veriler ve ikincil veriler oluşturmaktadır. Örneklem hacmi basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle %95 güven sınırı ve %5 hata payı ile belirlenmiştir. Çalışmada, Frekans ve Tek Yönlü Varyans Analizi, Sıralı Regresyon Analizi, Korelasyon Analizi ve Kruskall Wallis H kullanılarak araştırma ait bulgular elde edilmiştir. Bozova-Yaylak Ovası’nın 2022 yılı ürün deseni için tarımsal üretimin su bazlı ekonomik analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucuna göre; sulanan alanda tüm ürün gruplarına dayalı ürün desenleri birlikte değerlendirildiğinde, 2022 yılı gayri safi üretim değeri açısından tarla bitkileri 427.877.254,72 TL (25.853.610,56 $) ve 63.716,49 TL/ha (3.849,94 $/ha); sebze 15.332.056,20 TL (926.408,23 $) ve 228.359,49 TL/ha (13.798,16 $/ha); Meyve 454.818.648,66 TL (27.481.489,35 $) ve 126.112,21 TL/ha (7.620,07 $/ha) olarak hesaplanmıştır. Bu verilere bağlı olarak araştırma sahasının toplam gayri safi üretim değeri 898.027.959,58 TL (54.261.508,13 $) ve 86.440,77 TL/ha (5.223,01 $/ha) olarak hesaplanmıştır. Net gelir açısından tarla bitkileri 96.750.433,66 TL (5.845.947,65 $), sebze 8.058.647,40 TL (486.927,34 $) ve meyve 301.113.536,78 TL (18.194.171,41 $) olarak hesaplanmıştır. Sahanın toplam net geliri 405.922.617,84 TL (24.527.046,40$) ve 39.072,57 TL/ha (2.360,88 $/ha) olarak hesaplanmıştır. Nispi karı ise 2,10 olarak hesaplanmıştır. Gayri safi üretim değeri açısından araştırma sahasının ortalama 1 m3 suyunun ekonomik değeri 5,48 TL (0,33 $) olarak hesaplanırken, net gelire göre değeri ise 2,48 TL (0,15 $) olmuştur. Buna bağlı olarak tüm ürün deseninin bitki su ihtiyacı 8.503,11 m3 /ha iken, kullanılan sulama suyu miktarı 15.772,79 m3 /ha hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar özellikle suyun sektörel kullanım amacıyla yapılacak olan tahsisatlarında, karar vericiler için suyun ekonomik değeri, suyun etkin ve verimli kullanımı, su fiyatlandırması dikkate alınacak bir husustur. Bu durum hem çiftçilerin refah seviyesini hem de bölgesel ve ulusal refah seviyelerini etkileyebilecek önemli bir konudur.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>KÜLTÜR ALABALIKLARINDA (Oncorhynchus mykiss) BAKTERİYEL PATOJENLERİN KONVANSİYONEL VE MOLEKÜLER YÖNTEMLERLE TANISI</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11513/4510" rel="alternate"/>
<author>
<name>DÖRTBUDAK, MUHAMMED YAŞAR</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11513/4510</id>
<updated>2026-07-24T05:40:57Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">KÜLTÜR ALABALIKLARINDA (Oncorhynchus mykiss) BAKTERİYEL PATOJENLERİN KONVANSİYONEL VE MOLEKÜLER YÖNTEMLERLE TANISI
DÖRTBUDAK, MUHAMMED YAŞAR
Küresel nüfus artışıyla beraber su ürünlerine yönelik talebin stratejik bir düzeye taşınması, yetiştiricilik süreçlerinde modern tekniklerin entegrasyonunu ve üretim miktarında belirgin bir artışı beraberinde getirmiştir. Ancak üretim kapasitesindeki bu yoğunlaşma, sucul ekosistemlerde biyolojik kontaminasyon risklerini ve patojen baskısını artırarak gıda güvenliği zincirinde kırılmalara yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacını, Karkamış Baraj Gölü’ndeki ağ kafes işletmelerinde mortaliteye neden olan bakteriyel patojenlerin konvansiyonel ve moleküler yöntemlerle (Multipleks PCR) hızlı ve kesin teşhisine yönelik yöntemlerin optimizasyonu ve karşılaştırmalı analizi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, Şanlıurfa ili Birecik ilçesi sınırlarında bulunan Karkamış Baraj Gölü’nde faaliyet gösteren dört farklı işletmeden (A, B, C, D), hastalık belirtileri göstererek ölen toplam 80 adet gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) örneklendi. Laboratuvara getirilen örneklerden izole edilen bakteriler; koloni morfolojisi, Gram boyama, oksidaz, katalaz, oksidasyon-fermantasyon ve hareket testleri gibi konvansiyonel mikrobiyolojik yöntemlerle karakterize edildi. Elde edilen izolatların kesin tanımlanması için MALDI-TOF MS (Bruker Biotyper) analizi uygulandı; ayrıca Aeromonas türleri ve Lactococcus garvieae’nin eş zamanlı tespiti için multipleks PCR yöntemi optimize edildi. Bakteriyel izolasyon ve identifikasyon çalışmaları sonucunda toplam 64 adet izolat tanımlandı. Bulgular, bölgedeki alabalık işletmelerinde L. garvieae (15 adet) ve hareketli Aeromonas türlerinin (A. veronii, A. hydrophila, A. sobria, A. ichthiosmia, A. caviae) ekonomik kayıplara yol açan baskın patojenler olduğunu ortaya koymuştur. MALDI-TOF MS analizlerinde Gram-negatif bakterilerde 2.000 ve üzeri skorlarla yüksek güvenilirlikli tanımlama yapılırken, L. garvieae izolatlarında skorların 1.700-2.000 aralığında yoğunlaştığı saptandı. Moleküler tanı sonuçları, geliştirilen multipleks PCR protokolünün hem Aeromonas türlerini hem de L. garvieae’yi tek bir reaksiyon içerisinde başarılı ve hatasız bir şekilde ayırt edebildiği kanıtlandı. Sonuç olarak; L. garvieae ve hareketli Aeromonas türlerinin Karkamış Baraj Gölü’ndeki yetiştiricilik faaliyetlerine zarar veren temel etkenler olduğu tespit edildi. Tanı süreçlerinde multipleks PCR kullanımının, konvansiyonel biyokimyasal testlerin sınırlamalarını aşarak hızlı ve doğru teşhis imkânı sunduğu, antibiyotik seçimi ve koruma-kontrol tedbirlerinin ivedilikle alınması açısından kritik bir diyagnostik araç olduğu sonucuna varıldı.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
