<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4436">
    <title>DSpace Collection:</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11513/4436</link>
    <description />
    <items>
      <rdf:Seq>
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4488" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4487" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4486" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11513/4485" />
      </rdf:Seq>
    </items>
    <dc:date>2026-04-23T10:00:59Z</dc:date>
  </channel>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4488">
    <title>21. YÜZYIL MÜZİK ALGISINDA KÜRESEL KÜLTÜR VE YAPAY ZEKANIN ETKİLERİ</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11513/4488</link>
    <description>Title: 21. YÜZYIL MÜZİK ALGISINDA KÜRESEL KÜLTÜR VE YAPAY ZEKANIN ETKİLERİ
Authors: GÜZEL, GÜLSÜM AYSU
Abstract: Müzik algısı, bireylerin müzikal uyaranları algılama, anlamlandırma ve yorumlama süreçlerini kapsayan; bilişsel, kültürel, toplumsal ve teknolojik boyutları iç içe geçmiş çok katmanlı bir yapıya sahiptir. 21. yüzyılda dijitalleşmenin hız kazanması, küresel kültürel etkileşimlerin artması ve yapay zekâ teknolojilerinin müzik alanına dâhil olması, müzik algısının hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Bu tez, küresel kültür ve yapay zekânın 21. yüzyıldaki müzik algısı üzerindeki etkilerini kavramsal bir çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde müzik algısına ilişkin temel kavramlar ve tanımlar ele alınmış, müzik algısının evrensel bir olgu olmaktan ziyade kültürel bağlam içinde şekillenen dinamik bir süreç olduğu vurgulanmıştır. Ardından 21. yüzyılda müzik algısının evrimi; dijitalleşmenin müzik endüstrisine etkileri, küreselleşmenin müzik kültürleri üzerindeki rolü ve streaming platformlarının yükselişiyle birlikte dinleyici davranışlarında meydana gelen değişimler üzerinden değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, müzik tüketim biçimlerinin dönüşümü ve dinleyici-müzik ilişkilerinin yeniden tanımlandığı ortaya konulmuştur. Tezin devamında küresel kültürün müzik algısına etkileri incelenmiş; geleneksel ve modern müzik türleri arasındaki etkileşim, müzikte hibritleşme eğilimleri ile medya ve popüler kültürün küresel ölçekteki belirleyici rolü tartışılmıştır. Yapay zekâ ve müzik başlığı altında ise yapay zekâ destekli müzik üretim teknolojileri, yapay zekâ i ile oluşturulan müziklerin estetik ve etik boyutları ve algoritmaların insan yaratıcılığı üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Bu süreçte, yapay zekânın müzikte kültürel kimlikleri dönüştürme, yerel kimlikleri küreselleştirme ya da erozyona uğratma potansiyeli değerlendirilmiştir. Ayrıca, yapay zekânın müzik ve kültür politikaları bağlamındaki rolü ile dinleyici algısı üzerindeki etkileri; öneri algoritmaları, müzik analitiği ve dinleme deneyiminin kişiselleştirilmesi çerçevesinde ele alınmıştır. Son bölümde ise küresel kültür ve yapay zekânın müzik algısı üzerindeki uzun vadeli etkileri; üretim, platformlar ve endüstri boyutu ile eğitim, algı, toplumsal, eleştirel ve etik boyutlar açısından tartışılmıştır. Tez, müzik algısının geleceğinin, teknolojik yeniliklerle birlikte kültürel çeşitliliğin korunması ve etik sorumlulukların gözetilmesiyle şekilleneceğini ortaya koymaktadır.</description>
    <dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4487">
    <title>COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ (CBS) VE SLEUTH YÖNTEMİ KULLANARAK KENTSEL BÜYÜMENİN GELECEĞE YÖNELİK MODELLENMESİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11513/4487</link>
    <description>Title: COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ (CBS) VE SLEUTH YÖNTEMİ KULLANARAK KENTSEL BÜYÜMENİN GELECEĞE YÖNELİK MODELLENMESİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ
Authors: GÜLALAN NARYAPRAĞI, SONGÜL
Abstract: Kentler, sosyal, ekonomik ve fiziksel dinamiklerin birleşimiyle gelişen karmaşık ve devingen organizmalardır. Hızla ilerleyen kentleşme süreci, şehirlerin dışa doğru genişlemesini tetikleyerek açık ve doğal çevreler üzerinde ciddi baskı oluşturmakta ve bu da kentsel yönetim ile planlamanın önemini ortaya koymaktadır. Kentleşmenin itici güçleri ve etkileri, farklı disiplinleri ve hem zamansal hem de mekânsal ölçekleri kapsadığından, bu olgunun anlaşılması ve modellenmesi karmaşık bir meseledir. Kentsel büyüme eğilimlerinin ve arazi kullanımı değişikliklerinin doğru planlanması için bu örüntüler hakkında güvenilir bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Kentsel Büyüme Modelleme tarihi 1950'lere uzanmakla birlikte, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve mekânsal verilerin yaygınlaşmasıyla birlikte 1990'lardan itibaren güçlü bir ivme kazanmıştır. Özellikle CBS, kentsel evrimin analizi için yeni ufuklar açan belirli modellerin uygulanmasına olanak tanımaktadır. Bu modeller arasında, Hücresel Otomat (HO) tabanlı simülasyon modellerinden biri olan SLEUTH Modeli, kentsel büyüme ve bunun planlama politikaları üzerindeki etkilerini anlamada en yaygın kullanılan araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Clarke tarafından geliştirilen SLEUTH, kentsel alanların genişlemesini ve bu genişlemenin çevresel etkilerini modellemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa Merkez özelinde, 1984-2022 yılları arasındaki alan kullanım değişimlerini belirlemek, alternatif senaryolar ile 2050 yılı için alan kullanım değişimini tahmin etmek ve bu süreçlerin sürdürülebilir arazi kullanım önerilerine temel oluşturmasını sağlamak amacıyla CBS, Uzaktan Algılama (UA) teknikleri ve SLEUTH Modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 1985-2025 yıllarını kapsayan altı farklı döneme ait Landsat uydu görüntüleri ile kentleşmenin mekânsal örüntüsü ortaya konmuştur. SLEUTH modelinin girdileri olarak eğim, arazi kullanımı/örtüsü, hariç i tutulan alanlar, kentsel alanlar, ulaşım, tepe gölgesi ve afet risk alanları ile kamu politikaları kullanılmıştır. Çok Kriterli Karar Analizi kapsamında Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemiyle parametreler ağırlıklandırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, SLEUTH modelinin geçmiş büyüme eğilimlerini başarıyla yansıttığını ve gelecek için güvenilir tahminler sunabildiğini göstermiştir. Bu bulgular ışığında önerilen model, şehir planlamasında alternatif kentleşme senaryolarının değerlendirilmesi için etkili bir karar destek aracı olarak kullanılabilir ve elde edilen bilgiler, bölgedeki sürdürülebilir arazi yönetimi politikalarına önemli katkılarda bulunmaktadır.</description>
    <dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4486">
    <title>FÂTIMÎLER DÖNEMİNDE MISIR’DA KIPTÎLER (358-567/969- 1171)</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11513/4486</link>
    <description>Title: FÂTIMÎLER DÖNEMİNDE MISIR’DA KIPTÎLER (358-567/969- 1171)
Authors: ÇELİK, HAVVA İSLAM
Abstract: Bu çalışmada, Fâtımî Devleti (358-567/969-1171) döneminde Mısır’ın yerli Hristiyan unsuru olan Kıptî topluluğun siyasî, sosyal, dinî ve ekonomik konumu incelenmektedir. Fâtımîler genellikle Şiî-İsmâilî bir hanedan olarak Abbâsî Hilâfeti’ne karşı yürüttükleri siyasî ve ideolojik mücadele çerçevesinde ele alınmış; devlet bünyesindeki gayrimüslim unsurlar ise genellikle ikincil bir konu olarak değerlendirilmiştir. Tez, söz konusu yaklaşımı dengelemek üzere, Fâtımî dönemini Kıptîler merkezinde yeniden okumayı ve bu topluluğun devlet-toplum ilişkilerindeki yerini bütüncül bir çerçevede ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Kıptîlerin Fâtımî idaresi altındaki hukuki statüleri, vergi yükümlülükleri, idarî ve malî yapıda üstlendikleri roller, devlet yönetimiyle kurdukları müzakere ve pazarlık biçimleri, Kıptîlerin kilise hiyerarşisi ve dinî hayatla ilişkileri ile gündelik sosyal hayattaki görünürlükleri de ele alınmaktadır. Bu bağlamda Fâtımî idaresinin Kıptîlere yönelik politikalarının süreklilik ve dönüşüm yönleriyle birlikte, Kıptîlerin bu politikalara karşı geliştirdikleri uyum, direnç ve uyarlama stratejileri değerlendirilmektedir. Araştırmanın temel kaynaklarını, Arapça tarih eserleri, Kıptî müelliflere ait tarihler, seyahatnameler ve coğrafya türü eserler ile modern telifler oluşturmaktadır. Birincil ve ikincil kaynaklar karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelenmiş; Fâtımî dönemine dair anlatıların, müelliflerin mezhebî aidiyetleri, siyasî konumları yazar kimlikleri ve yazım amaçları doğrultusunda nasıl şekillendiği tartışılmıştır. Çalışmada tarihsel-nitel araştırma metodu çerçevesinde metin merkezli analiz, kavramsal çözümleme ve dönemler arası karşılaştırma yöntemleri birlikte uygulanmıştır.</description>
    <dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11513/4485">
    <title>APPLICATIONS OF ULTRASONICALLY PREPARED COMPOSITE MATERIAL-BASED MODIFIED ELECTRODES IN QUANTITATIVE ANALYSIS</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11513/4485</link>
    <description>Title: APPLICATIONS OF ULTRASONICALLY PREPARED COMPOSITE MATERIAL-BASED MODIFIED ELECTRODES IN QUANTITATIVE ANALYSIS
Authors: ABDULLAH, BIKHTIYAR OMAR ABDULLAH
Abstract: This thesis focuses on the development of advanced voltammetric platforms based on nanostructured electrode modifications for the sensitive, selective, and reliable determination of food additives and bioactive compounds in real samples. Three different electrochemical sensors were fabricated by integrating metal oxide nanoparticles with conductive carbon nanomaterials onto glassy carbon electrodes (GCEs), and their analytical performances were thoroughly evaluated. In the first study, a voltammetric system was constructed using multi-walled carbon nanotubes (MWCNTs) and aluminum-doped zinc oxide (AZO) nanoparticles to detect sunset yellow, a widely used food dye. Electrochemical impedance spectroscopy (EIS) and cyclic voltammetry (CV) confirmed enhanced charge transfer and a significantly increased electroactive surface area at the MWCNTs/AZOmodified electrode. The sensor demonstrated excellent electrocatalytic activity, achieving a linear range of 4.0×10⁻⁹–7.5×10⁻⁶ M and a detection limit (LOD) of 9.5×10⁻¹⁰ M. Successful application to powdered beverages and pharmaceutical syrups validated its accuracy and precision. The second platform, designed for yohimbine determination in dietary supplements and biological samples, utilized graphene nanoplatelets (GN) and indium tin oxide (ITO) to form a high-performance GCE/GN@ITO electrode. The synergistic combination of GN and ITO resulted in improved electrontransfer kinetics, a wide linear range of 4.0×10⁻⁹–2.1×10⁻⁶ M, and an LOD of 5.0×10⁻¹⁰ M, with recovery values close to 100%. Finally, a GCE modified with a graphene nanoplatelets–antimony tin oxide (ATO-GNP) nanocomposite enabled the selective determination of homovanillic acid (HVA), an important neurological biomarker. The ATO-GNP/GCE platform achieved a linear range of 4.0×10⁻⁹–3.5×10⁻⁶ M and an LOD of 4.5×10⁻¹⁰ M, showing strong clinical applicability through accurate measurements in blood and urine samples. Overall, the developed nanocomposite-based electrochemical sensors offer promising potential for practical applications in food safety control, pharmaceutical analysis, and clinical diagnostics.</description>
    <dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
</rdf:RDF>

